you do - Turc Anglais Dictionnaire

you do

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "you do" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
how-do-you-do adv. merhaba
how-do-you-do adv. nasılsınız
Phrases
kindly request you to do the needful expr. gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim
kindly request you to do the needful expr. gereğinin yapılmasını arz ederim
till death do you part expr. ölüm sizi ayırana dek
do it like you mean it expr. hakkını vererek yap
what more do you want - jam on it? expr. buldun da bunama
if you do what you’ve always done, you’ll get what you’ve always got expr. hep aynı şeyleri yaparsan, hep aynı sonuçları elde edersin
If you always do what you've always done, you will always get what you've always got expr. hep aynı şeyleri yaparsan, hep aynı sonuçları elde edersin
you do the crime you do the time expr. ne ekersen onu biçersin
you do the crime you do the time expr. eden bulur
how do you like that! expr. bak sen şu işe!
how do you like that! expr. (şu) işe bak (sen)!
do you copy? expr. anlaşıldı mı?
do you copy? expr. onaylıyor musun?
as you do expr. senin yaptığın/yapacağın gibi
as you do expr. normal bir şekilde
as you do expr. sanki/çok normalmiş gibi
as you do expr. tıpkı senin yapabileceğin gibi!
as you do expr. çok normal gibi
as you do expr. ne var bunda
what do you call it expr. adı neydi
what do you call it expr. adını unuttuğum o kadın/adam/şey
what do you call it expr. ne diyorsunuz ona, işte o
what do you call it expr. adını unuttum şimdi, hani …, işte o
the (very) least you can/could do expr. en azından yapılan
the (very) least you can/could do expr. hiç değilse yapabilmek
the (very) least you can/could do expr. yapabileceğinin en azı
the (very) least you can/could do expr. elinden gelenin en azı
the (very) least you can/could do expr. yapman gereken en ufak şey
if you can't do the time, don't do the crime expr. öyle başa böyle tarak
if you can't do the time, don't do the crime expr. eden bulur
if you can't do the time, don't do the crime expr. kendin ettin, kendin buldun
kindly request you to do the needful expr. gereğinin yapılmasını arz ederim
do as you are bid expr. sana söyleneni yap
Proverb
never put off till tomorrow what you can do today bugünün işini yarına bırakma
do good things and good things will happen to you iyilik yap iyilik bul
do good things and good things will happen to you iyilik yapan iyilik bulur
if you want a thing done well do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want a thing done well do it yourself kendi ununu kendin öğüt
don't put off for tomorrow what you can do today bugünün işini yarına bırakma
you never know what you can do till you try denemedikçe bilemezsin
you never know what you can do till you try denemeden bilemezsin
do unto others as you would have them do unto you başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran
do unto others as you would they should do unto you sana yapılmasını istmediğini, bir başkasına yapma
do unto others as you would have them do unto you sana yapılmasını istemediğini, bir başkasına yapma
if you can't do the time, don't do the crime kendin ettin, kendin buldun
if you can't do the time, don't do the crime cezasını çekmeye hazır değilsen suçu da işlemeyeceksin
if you can't do the time, don't do the crime sonuçlarına katlanamayacaksan yasakları çiğnemeyeceksin
if you can't do the time, don't do the crime kendi düşen ağlamaz
never put off until tomorrow what you can do today. bugünün işini yarına bırakma
do unto others as you would like others (to) do unto you sana yapılmasını istemediğini, bir başkasına yapma
do unto others as you would have others do unto you. sana yapılmasını istemediğini, bir başkasına yapma
do unto others as you would like others (to) do unto you başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran
do unto others as you would have others do unto you. başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran
do unto others as you would like them (to) do unto you sana yapılmasını istemediğini, bir başkasına yapma
do unto others as you would like them (to) do unto you başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran
if you want something done right, do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want it done well, do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want it done well, do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want something done well, do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want something done well/right, do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want something done right, do it yourself bir şey doğru/doğru düzgün yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın
if you want a thing done well/right, do it yourself bir şey iyi/doğru yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın
if you want a thing done well/right, do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want it done right, do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want it done right, do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want something done well/right, do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want it done well, do it yourself bir iş iyi yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın
if you want it done right, do it yourself bir şey doğru/doğru düzgün yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın
if you want something done well/right, do it yourself bir şey iyi/doğru yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın
if you want a thing done well/right, do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want something done well, do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want something done well, do it yourself bir iş iyi yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın
if you want something done right, do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
Colloquial
how-do-you-do n. nasılsın deme
how-do-you-do n. merhaba deme
how-do-you-do n. selamlama
how-do-you-do n. gariplik
how-do-you-do n. nahoş durum
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) becerisi içinde olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) yeteneği olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma potansiyeli olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) yeteneğini içinde barındırmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma becerisi içinde olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma potansiyeli olmak
have it in you to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
wdym (what do you mean) expr. ne demek istiyorsun?
since when do you care? expr. ne zamandan beri umurunda?
just do what you got to do expr. sadece yapman gerekeni yap
just do what you have to do expr. sadece yapman gerekeni yap
then what do you need me for? expr. peki o halde bana neden ihtiyacın var?
to what do you owe your success? expr. başarınızı neye borçlusunuz?
come on you can do it expr. haydi bunu yapabilirsin
little do you know? expr. biraz olsun haberin var mı?
little do you know? expr. biraz olsun biliyor musun?
where do you come off? expr. ne biçim davranışlar bunlar?
where do you come off? expr. ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?
what do you want to bet (that) expr. istediğine bahse girerim/varım
what do you expect? expr. zaten olup olacağı bu kadar
what do you expect? expr. zaten başka ne olabilirdi ki?
what do you expect? expr. bekleyende hata
what do you expect? expr. can çıkmadan huy çıkar mı hiç?
what do you expect? expr. zaten ne bekleyebilirsin ki?
what do you expect? expr. huylu huyundan vazgeçer mi hiç?
a little dab will do you [us] expr. azıcık kafi
a little dab will do you [us] expr. bir tutam kafi
a little dab will do you [us] expr. bir gıdım kafi
a little dab will do you [us] expr. bir damla yeterli
a little dab will do you [us] expr. azıcık yeterli
a little dab will do you [us] expr. bir çimdik yeterli
a little dab will do you [us] expr. bir tutam yeterli
what do you want, egg in your beer? expr. yetmedi mi?
what do you want, egg in your beer? expr. buldun da bunuyorsun?
what do you want, egg in your beer? expr. daha ne bekliyorsun?
what do you expect? expr. ne bekliyordun/bekliyorsun ki?
what do you expect? expr. zaten ne olabilirdi ki?
what do you expect? expr. başka ne olabilirdi ki? ya ne olacaktı ki?
what do you expect? expr. çok normal değil mi?
what do you expect? expr. başka ne olacaktı ki?
what did you do with something? expr. bir şeyi ne yaptın/yaptı?
what did you do with something? expr. bir şeyi nereye koydun/koydu?
what did you do with something? expr. bir şeyi nereye sakladın/sakladı?
do you know dr. wright of norwich k expr. şişe eline mi yapıştı
anything else can I do for you? expr. başka bir ihtiyacınız var mı?
and I think you do expr. sanırım anlıyorsun
and I think you do expr. anladın sen onu
do I have to draw (you) a picture? expr. (sana) her şeyi açık açık söylemek mi gerekiyor?
(do) you mean to tell me (that) (something is the case)? expr. bana (…) mi söylemeye çalışıyorsun?
do I have to draw (you) a picture? expr. resimli açıklama mı lazım (sana)?
do you know dr. wright of norwich k expr. bir yemek davetinde şarabı tekeline alan kişi için kullanılan ve "norwich'li dr. wright'ı tanıyor musun/norwich'li dr. wright'la bir akrabalığın var mı" anlamına gelen bir söz
anything else can I do for you? expr. yardım etmemi istediğiniz başka bir şey var mı?
anything else can I do for you? expr. başka bir şey istiyor musunuz?
do you have a problem with that? expr. (bununla ilgili) bir sıkıntın mı var?
do I have to draw (you) a picture? expr. (sana) her şeyi tane tane anlatmak mı gerekiyor?
do you have a problem with that? expr. (bu) hoşuna gitmedi mi?
anything else can I do for you? expr. size başka nasıl yardımcı olabilirim?
anything else can I do for you? expr. size yardımcı olabileceğim başka bir şey var mı?
do you have a problem with that? expr. (bununla ilgili) bir itirazın mı var?
do you know dr. wright of norwich k expr. tekel gibisin
what do you say? expr. selam, n'aber?